Ο σιωπηλός θάνατος της παιδείας.

Δεν υπάρχουν σχόλια

Με βαθιά θλίψη πληροφορηθήκαμε τον άδικο χαμό μιας εκπαιδευτικού, μιας γυναίκας που αφιέρωσε τη ζωή της στη διαπαιδαγώγηση των νέων ανθρώπων. Έφυγε από τη ζωή μέσα σε ένα τραγικό περιστατικό που φέρνει ξανά στο προσκήνιο ένα φαινόμενο που πληγώνει την ίδια την καρδιά της παιδείας.

  • Το σχολείο δεν είναι απλώς ένας χώρος μετάδοσης γνώσεων. 
  • Είναι ένας τόπος συνάντησης ανθρώπων και αξιών. 

Εκεί όπου δάσκαλος και μαθητής οφείλουν να συνυπάρχουν μέσα σε ένα κλίμα σεβασμού και εμπιστοσύνης. Όταν τούτη η ισορροπία διαταράσσεται, δεν πληγώνεται μόνο ένας άνθρωπος. Τραυματίζεται η ίδια η έννοια της παιδείας.

Ζούμε σε μια εποχή όπου η κοινωνία ορθώς προστατεύει τα δικαιώματα του παιδιού. Όμως τα δικαιώματα χωρίς όρια και χωρίς ευθύνη κινδυνεύουν να μετατραπούν σε ασυδοσία. Οι εκπαιδευτικοί δεν είναι αντίπαλοι των μαθητών. Είναι άνθρωποι που στέκονται καθημερινά μπροστά σε μια τάξη με μοναδικό σκοπό να ανοίξουν δρόμους γνώσης και ζωής.

Υπάρχει όμως ένας θεσμός που προηγείται όλων. Η οικογένεια. Εκεί γεννιέται ο πρώτος σεβασμός, εκεί μαθαίνεται το πρώτο όριο, εκεί διαμορφώνεται ο χαρακτήρας. Όταν αυτή η ευθύνη ατονεί, το σχολείο μένει συχνά μόνο του να σηκώνει ένα βάρος που δεν του ανήκει εξ ολοκλήρου.

Ο άδικος θάνατος αυτής της γυναίκας δεν είναι μόνο μια τραγωδία για την εκπαιδευτική κοινότητα. Είναι μια σιωπηλή προειδοποίηση για όλους μας.

Γιατί όταν πεθαίνει ένας δάσκαλος από την αδιαφορία και την απουσία ορίων της κοινωνίας μας, τότε δεν χάνεται μόνο ένας άνθρωπος, τραυματίζεται η ίδια η συνείδηση της παιδείας.

Με σεβασμό στη μνήμη της

και με βαθιά θλίψη

Γιώργος Φ. Μπατζακίδης

Ιστορικός Ερευνητής

TÜRKÇE 

Eğitimin Sessiz Ölümü.

Derin bir hüzün ve sarsıcı bir acı ile, hayatını genç nesillerin yetişmesine adamış bir öğretmenin haksız ve trajik kaybını öğrenmiş bulunuyoruz. Bir ömrü genç zihinlere ışık olmaya adamış bir insanın böylesine acı bir şekilde aramızdan ayrılması, yalnızca bir kayıp değil, aynı zamanda eğitimin kalbini yaralayan bir gerçeğin yeniden karşımıza çıkmasıdır.

Okul yalnızca bilginin aktarıldığı bir mekân değildir. Okul, insanın insanla buluştuğu, değerlerin, karakterin ve vicdanın şekillendiği bir yerdir. Öğretmen ile öğrencinin karşılıklı saygı ve güven içinde bir arada bulunması gereken bir eğitim yuvasıdır. Bu hassas denge bozulduğunda yalnızca bir insan incinmez. Eğitimin ruhu yara alır.

Bugün içinde yaşadığımız çağda toplumun çocuk haklarını korumaya yönelmesi elbette doğru ve gereklidir. Ancak sorumlulukla ve sınırlarla dengelenmeyen haklar zamanla ölçüsüzlüğe ve düzensizliğe dönüşme tehlikesi taşır. Öğretmenler öğrencilerin karşısında duran rakipler değildir. Onlar her gün sınıfın önünde duran ve tek amacı genç insanlara bilginin ve hayatın kapılarını aralamak olan rehberlerdir.

Fakat bütün kurumlardan önce gelen bir kurum vardır. Aile. Saygının ilk tohumu orada atılır. Sınırın ilk anlamı orada öğrenilir. Karakterin temelleri orada şekillenir. Bu sorumluluk zayıfladığında okul çoğu zaman kendisine bütünüyle ait olmayan ağır bir yükü tek başına taşımak zorunda kalır.

Bu kadının haksız ölümü yalnızca eğitim dünyası için bir trajedi değildir. Bu olay hepimiz için sessiz fakat derin bir uyarıdır.

Çünkü bir öğretmen böylesine haksız bir şekilde aramızdan ayrıldığında yalnızca bir insanı kaybetmeyiz. Eğitimi ayakta tutan güvenin bir parçasını da kaybederiz.

Ve bir öğretmen toplumdaki kayıtsızlık ve sınırların kaybolması yüzünden hayatını yitirdiğinde yalnızca bir insan ölmez. Eğitimin vicdanı da yaralanır.

Onun aziz hatırası önünde saygıyla eğiliyor

ve derin bir hüzünle anıyoruz.

Çünkü bir öğretmenin ölümü yalnızca bir insanın kaybı değildir bir toplumun vicdanının sessizce kanamasıdır.

Yorgos F. Bacakidis

Tarih Araştırmacısı




Δεν υπάρχουν σχόλια

Δημοσίευση σχολίου